Fazîletli Şeyh Allâme Muhammed b. Sâlih el-Useymin'e soruldu:
Soru: Abdesti bozan şeyler nelerdir?
Soru: Abdesti bozan şeyler nelerdir?
Cevap:
Abdesti bozan şeyleri zikretmeden önce, insanlardan pek çoğuna gizli
kalmış bir meseleye dikkat çekmek istiyorum. Dikkat çekmek istediğim
husus bazı insanların istinca ve isticmarı abdestin farzlarından
zannetmeleridir. Öyle ki onları çoğu kez (öğle vakti gelmeden) gündüzün
ilk vakitlerinde tuvalet ihtiyacını yaparak abdestini bozan ve istinca
yapan bir kişi hakkında soru sorarlarken görürsün. Sonra öğle ezânı
okunur. Bu kişi abdestini ezandan sonra bozmamış, ilk bozduğunda da yeni
abdest almamıştı. Şimdi diyor ki: Öğle ezanı okunduğunda fercimi ikinci
kez yıkamam gerekir mi, yoksa buna gerek yok mu?
Deriz
ki: Fercini yıkama. Çünkü fercin yıkanması, sadece büyük ve küçük
abdest bozma esnasında meydana gelen necasetlerin temizliği içindir. İlk
temizlikten sonra necaset görülmezse (çiş, dışkı gibi) tekrar temizlik
yapılmaz. Böylelikle istinca yani ferci bulaşan necasetlerden temizlemek
ile abdest arasında hiçbir bağ olmadığını öğrenmiş olduk. Dikkat çekmek
istediğim mes'ele buydu.
Abdesti
bozan şeylere gelince yani onu ifsâd ve iptal eden şeylerden bazılarını
şöyle sıralayabiliriz: Dışkı, bevl (sidik), yellenme, uyku ve deve eti
yemektir.
Safvân
b. Assâl radıyallahu anh'tan rivâyet edilen şu hadîs, uykunun, bevlin
ve dışkının abdesti bozan şeyler olduğuna delîldir. Dedi ki: "Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem bize, seferde olduğumuz üç gün ve gece
boyunca mestlerimizi ancak cunüpluk sebebiyle çıkarmamızı emrederdi.
Dışkı, bevl (sidik) ve uykudan dolayı mestlerimizi çıkarmamızı
emretmezdi." (Tirmizî, Taharet Kitabı, 96) Ayrıca dışkının abdesti
bozan şeylerden olduğunu Allah azze ve celle'nin şu buyruğu ile de
delillendirebiliriz: "Eğer hasta olur veya yolculuk halinde bulunursanız
yahut sizden biriniz büyük abdest bozmaktan gelirse veya kadınlarınızla
ilişkiye girip de su bulamazsanız, temiz bir yeryüzü ile teyemmüm alın.
Yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin." (Nisa, 43) Yellenmeye gelecek
olursak, Kendisinden bir koku çıkıp çıkmadığını anlayamayan bir adam
hakkında Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: "Bir koku veya
bir ses duymadıkça mescidden çıkmasın veya (namazdan) ayrılmasın."
(Buhârî, Abdest Kitabı, 137; Müslim, Hayız Kitabı, 321, 322) Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem'in bu sözü, yellenmenin abdesti bozan
şeylerden olduğunun bir delîlidir. Bununla birlikte abdesti bozan şeyler
dört oldu: Bevl (sidik), dışkı, yellenme ve uyku.
Ancak,
kişi uykuya iyice dalmadıkça abdesti bozulmaz. Zira uykuya dalmış olan
kimse, kendisinden birşey çıkıp çıkmadığını anlayamaz. Uyku, bizzat
kendisi hades sebebi olmayıp, hadesin vuku bulabileceği bir hâldir.
Yani, insan namaz esnasında yahut namaz dışında bilincini kaybetmeden
uyuklayıp da abdestini bozsa, bunu farkeder. Uyuklaması uzun olsa da,
hatta bu kişi yaslanarak veya bir yere dayanarak veya yatarak uyuklasa
bile abdesti bozulmaz. Çünkü işin esâsı dış görünüm değildir. Bilakis,
işin aslı hissedebilmektir. Buna göre uyuklayan bu kişi, abdestini bozsa
bunu hisseder. Dolayısıyla yaslanarak, bir yere dayanarak, yatarak veya
benzer bir hâl üzere uyuklasa bile abdesti bozulmaz.
Abdesti bozan şeylerin beşincisi de deve eti yemektir. Çünkü Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'e: "Deve
etinden dolayı abdest alalım mı?" diye sorulduğunda O: "Evet." buyurdu.
Koyun eti yemekten dolayı abdest almak sorulduğunda ise "Dileyen
alsın." buyurdu. (Müslim, Hayız Kitabı, 360) Burada, Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem'in koyun eti hakkında "Dileyen (abdest)
alsın.", deve eti hakkında ise "Evet." buyurması, deve eti yemekten
dolayı abdest almasının kendi isteğine bağlı olmadığına, bilakis bunun
ona farz kılınmış bir emir olduğuna delîldir. Eğer farz kılınmış
olmasaydı kişinin dilemesine bırakılırdı. Bu konu hakkında Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem'den: "Deve etinden dolayı abdesti emrettiği"
sâbit olmuştur. Ebû Dâvûd, Taharet Kitabı, 184; Tirmizî, Taharet
Kitabı, 81; Ahmed, 4/288) Buna göre insan deve eti yediği zaman abdesti
bozulur.
Burada,
az veya çok yemek yahut etin pişmiş ya da çiğ olması, yahut kırmızı bir
et parçası veya devenin bağırsağı, işkembesi, karaciğeri, kalbi veya
bedeninden herhangi bir parçası olması arasında bir fark yoktur. Çünkü
bu hadîs deve eti hakkında umûmî bir ifadedir. Zira, Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem etin cinsi hakkında bir ayrım gözetmemiştir. Deve eti
hakkındaki bu umûmî ifade Allah azze ve celle'nin domuz eti hakkındaki
umûmî buyruğuna benzemektedir. Nitekim şöyle buyurmuştur: "Leş, kan ve domuz eti size harâm kılındı."
(Mâide,3) Allah azze ve celle'nin bu âyette zikrettiği domuz etinden
maksadı, domuzun bütün bedenidir. Aynı şekilde önceki hadîsteki deve eti
ifadesi de devenin bütün kısımlarını kapsamaktadır. Şerîatta tek bir
beden hakkında farklı hükümler yoktur.
Yani,
cesedin (bedenin) bir kısmının hükmü başka, diğer bir kısmının hükmü
başka olamaz. Bilakis hükümde bedenin bütün kısımları bir tek olarak
kabul edilir. Özellikle, deve etinden dolayı abdestin bozulması sadece
taabbuden olmayıp, illeti bizce bilinen birşeydir görüşüne binâen bu
böyledir. Dolayısıyla kim abdestli iken -hangi parçası olursa olsun-
deve eti yerse, abdestini yenilemesi gerekir. Sonra şunu bil ki! Kişi
abdestli olduğunda, üzerinde abdesti bozan şeylerden birinin vaki olup
olmadığından yani kendisinden koku veya sidik çıkıp çıkmadığı yahut
yediği etin deve eti mi yoksa koyun eti mi olduğu hakkında şüphe ederse,
ona tekrar abdest alması gerekmez.
Çünkü
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'e namaz kılarken abdestini bozduğu
zannına kapılan bir adam hakkında soru sorulduğunda o şöyle buyurdu: "Bir koku veya bir ses duymadıkça (namazdan) çıkmasın."
Yani, yakînen bilinceye ve organlarından bunu şüphe etmeksizin fark
edinceye kadar... Çünkü aslolan, yokluğunu öğreninceye kadar bir şeyin
olduğu hal üzere kalmasıdır. Aynı şekilde abdestte de aslolan şey,
bozulduğunu hissedinceye kadar kişinin kendisini abdestli kabul
etmesidir.
Fıkhu'l-İbâdât, s: 118
kaynak : imanmescidi.com

0 yorum:
Yorum Gönder